Doğum tarihi: ?? ?? ????
Ölüm tarihi: M.Ö. 209
Kaç yaşında: ??
Meslek: Devlet Başkanı
Doğum yeri: ???
Ölüm yeri: ???

Teoman Han, M.Ö. 3. yüzyıl dolaylarında yaşamıştır. Babasının adı Tuvu Tanhu’dur. Asya Hun İmparatorluğu’nun kurucusu ve ilk hükümdarı olan Hun devlet adamı Tuvu Tanhu’nun (Tuvu Bey) oğlu ve Mete Han’ın (Oğuz Kağan)’ın babasıdır. Kara Kağan’da denilen Teoman Han, bilinen ilk Hun (Hiung-nu) hükümdarıdır. İlk eşi Ay Kaan, Mete’nin annesidir.

Teoman Han, M.Ö. 220 & M.Ö. 209 yılları arasında hüküm sürmüştür. İlk dönemlerde Türk hükümdarlarına Tanhu / Yabgu’da deniyordu, bu yüzden bazen “Teoman Yabgu” veya “Tuman Yabgu”da denirdi. Teoman Türk boyları dahil olmak üzere çeşitli gruplar arasında birliği sağlayarak, merkezi bir yönetim kurmuş ve böylece M.Ö. 220 yılında ilk Tanhu olarak iş başına geçmiştir.

Daha önce Türk Birliğini sağlayan ilk hükümdar olarak Mete Han gösterilmesine rağmen yapılan araştırmalarla Türkleri tek çatı altında toplayan ilk hükümdarın Teoman Han olduğu anlaşılmış ve MEB kitaplarında yerini almıştır.

Türk boyları o zamana kadar en yakınlarındaki Çin İmparatorluğuna birçok akın gerçekleştirmişti. Her ne kadar bu akınlar Çinliler için tehdit oluştursa da, göçebe boyları hiçbir zaman birlikte hareket etmedikleri için büyük bir Hun akını olmamıştı. Teoman, boyları birleştirince en başta Çin olmak üzere o dönemde Orta Asya’daki birçok farklı grubu ve topluluğu korkuttu.

Hükümdarlığı 11 yıl süren Teoman Han, Çin İmparatorluğu’ndan birçok toprak almış ve Çinliler tarafından Çin Seddi’nin ilk temellerini atılmasını sağlamıştır.

Teoman Han’ın birinci eşi Ay Kaan, ikinci eşi Çin Prensesi Yen Shi’dir.

Teoman Han’la evlendirilen Çin Prensesi Yen Shi, yarı Çinli yarı Türk melez bir tigin doğurduktan sonra tahtın kendi oğluna kalması için Mete Han’ı aradan çıkartmak istemiş ve binbir türlü entrikayla Teoman Han’ı da oğlunu öldürmeye ikna etmiştir.

Türk Tarih Kurumunun “Başlangıcından bu yana Türk tarihi” projesinin ilk kitabı olarak basılan Han handanlığı tarihinde Hun Mongrafisi isimli eserde Teoman ile Mete Han (Oğuz Kağan) arasındaki ilişki şöyle anlatılmaktadır,

“Teoman diğer oğlunu tahta geçirmek amacıyla Mete’yi ‘Yüeçilere’ rehin olarak gönderir. Daha sonra da Yüeçiler’in üzerine yürür. Bu durumda Yüeçiler Mete Han’ı (Oğuz Kağan’ı) öldürmek isterler ancak Mete bir at elde ederek onların elinden kaçmayı başarır ve ülkesine geri döner. Bunun üzerine babası Teoman da onun cesaretini taktir ederek onu orduda bir grubun başına verir. Mete askerlerini eğitmeye başlar ve onlara “avda ve savaşta ben nereye ok atarsam siz de oraya ok atacaksınız. Benim ok attığım yere ok atmayanın başını keserim” diye uyarı da bulunur. Avda kendi atına ok atar ve atmayanların başını keser. Daha sonra başka bir zaman eşine ok atar, aynısını yapmaya çekinen askerlerin de başını kestirir. Sonra bir av sırasında babasının atına ok atar ve askerleri de aynısını yaparlar. En sonunda babası Teoman ile çıktığı bir avda ona nişan alarak ok atar ve diğerleri de aynısını yaparlar. Böylece, Teoman öldürülür. Ardından Teoman’ın diğer eşleri ve diğer ileri gelenler de öldürülür.”

Teoman Han, M.Ö. 209 yılında oğlu tarafından öldürüldü.

Teoman Han’ın Halkına hitabı,

“Ben Hun Tanhusu, Teoman Han…
Zoru zorladım, zoru kolay kıldım.
Gök Tanrı’nın izniyle başarmam gerekenleri bir bir başardım.
Yazgı böyleydi. Budunumun yücelmesi, tuğların yükselmesi, bayrağımızın dalgalanması gerekiyordu. Gök böyle buyurmuştu. İnanmakla başladı her şey.
Önce ben, oğuşum, boyum, ardından bütün budunum…

‘Biz Hun budun, sıradan işler için yaratılmadık! Acun, yönetilmek üzere bizi bekliyor. Devletimizi kuracak, töremizi yerleştirecek ve gücümüzü etkin kılacağız! Devlet olmak, kalıcı olmak bizim kutumuz. Bütün diğer budunlar, uluslar bize uymak zorundalar.

Buna inandım. İnandırdım! Kolay değildi. İlk başladığım günün, başardığım gün olduğunu biliyordum. İlk sözler, ilk uyanlar, ilk inananlar…

Sonrası…
Birleştik.
Birleştikçe güçlendik… Güçlendikçe yayıldık. Devlet olduk. Adımızı silinmez kıldık.
Töremizi yıkılmaz kıldık. Ötüken Yış’ı değişmez yurt kıldık.

Sonrası…
Benim soyumdan gelenler elbette kurduğum devleti daha ötelere taşıyacaklar.
Benimle başladı, benim soyumdan gelenlerle sürecek. Gök sonsuzluğunda sonsuz olacak varlığımız.
Yüce bir destanın yalnızca bir parçasıyım ben!
Ne mutlu…”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir